TEVKİL TEŞRİK YETKİSİ NEDİR? KAPSAMI VE ŞARTLARI



AVUKAT MEHMET ALTAN KOÇAK
MARMARİS KOÇAK HUKUK BÜROSU

YAZAR : Avukat Mehmet Altan Koçak

Marmaris - 23 Şubat 2026

marmaris avukat

Hukuk sisteminin karmaşık yapısı içerisinde bireylerin ve kurumların haklarını etkin bir şekilde koruması, çoğu zaman profesyonel hukuki desteği gerektirir. Avukatlık mesleği, bu desteğin sağlanmasında merkezi bir rol üstlenir. Müvekkillerin menfaatlerini en üst düzeyde gözetmek ve hukuki süreçleri titizlikle yürütmek, avukatların temel sorumluluğudur. Ancak hukuki süreçlerin çeşitliliği, coğrafi yaygınlığı ve özel uzmanlık gereksinimleri, avukatların bazen tek başlarına tüm işleri eksiksiz yürütmelerini güçleştirebilir. İşte bu noktada, Türk hukuk sisteminde avukatlara tanınan “tevkil” ve “teşrik” yetkileri, hukuki temsilin kesintisizliğini, etkinliğini ve uzmanlaşmış desteğini sağlamak adına hayati bir işlev üstlenir. Bu makale, tevkil ve teşrik yetkilerinin hukuki dayanaklarını, kapsamlarını, aralarındaki farkları ve pratik uygulamadaki önemini ayrıntılı bir şekilde incelemektedir.

Vekalet Sözleşmesi: Hukuki Temsilin Kaynağı ve Temel Dayanağı

Avukatlık faaliyetinin temelini, Türk Borçlar Kanunu (TBK) hükümleri çerçevesinde düzenlenen vekalet sözleşmesi oluşturur. Vekalet sözleşmesi, TBK’nın 502. maddesi ve devamında detaylı olarak yer alan, vekilin (avukatın) müvekkilin (iş sahibinin) menfaatine ve iradesine uygun olarak bir iş görmeyi veya bir hukuki işlemi gerçekleştirmeyi üstlendiği, müvekkilin de buna karşılık bir ücret ödeme borcu altına girdiği bir sözleşme türüdür. Bu sözleşme ile avukat, müvekkil adına hareket etme yetkisini kazanır ve onun hukuki temsilcisi olur.

Vekalet sözleşmesinin kurulması, kural olarak herhangi bir şekil şartına tabi değildir; ancak uygulamada ve özellikle dava ve icra takipleri gibi resmi işlemlerde, avukata verilen yetkinin kapsamını gösteren yazılı bir belge olan “vekaletname” düzenlenmesi zorunludur. Noter huzurunda düzenlenen vekaletname, avukatın müvekkil adına hangi işlemleri yapabileceğini açıkça belirtir. Bu belgede, avukatın genel dava vekaleti yetkileri yanı sıra, feragat, kabul, yemin teklifi, yemin iadesi, haczi kaldırma, ibra, sulh, tahkim, konkordato ve iflas talebinde bulunma gibi özel yetkilerin de bulunup bulunmadığı açıkça ifade edilir. Türk Medeni Kanunu’nda yer alan bazı kişiye sıkı sıkıya bağlı hakların kullanılması için ise vekaletnamede özel yetki bulunması gerekir. Örneğin, boşanma davası açma yetkisi gibi.

Vekalet sözleşmesi, avukata geniş bir sorumluluk yükler. TBK m. 506’ya göre vekil, vekalet görevini özenle ve sadakatle yerine getirmek zorundadır. Bu özen borcu, avukatlık mesleğinin gerektirdiği bilgi ve deneyimi kullanmayı, müvekkilin menfaatlerini en iyi şekilde korumayı ve onu bilgilendirmeyi kapsar. Avukat, vekalet görevini bizzat yerine getirme yükümlülüğü altındadır. Ancak bu bizzat ifa ilkesinin istisnalarından biri, vekalet sözleşmesinde veya kanunda açıkça yetki verilmesi halinde söz konusu olan tevkil ve teşrik yetkileridir.

Tevkil Yetkisi: Hukuki Temsilde Yetki Devrinin Mekanizması

Tevkil yetkisi, bir avukatın, kendisine müvekkili tarafından verilmiş olan vekalet yetkisinin bir kısmını veya tamamını, başka bir avukata devretmesi anlamına gelir. Bu, “yerine bir başkasını atama” veya “vekil tayin etme” olarak da ifade edilebilir. Tevkil yetkisi, hukuki temsilin sürekliliğini ve etkinliğini sağlamak amacıyla avukatlık mesleğinde sıklıkla başvurulan bir mekanizmadır. Özellikle avukatın aynı anda birden fazla yerde bulunması gerektiği durumlarda, farklı coğrafi bölgelerdeki hukuki işlemler için, belirli bir uzmanlık alanında ek desteğe ihtiyaç duyulduğunda veya avukatın geçici olarak görevini ifa edemeyeceği hallerde tevkil yetkisi büyük önem taşır.

Tevkil yetkisinin hukuki dayanağı, öncelikle Türk Borçlar Kanunu’nun vekalet sözleşmesine ilişkin genel hükümleri ile Avukatlık Kanunu’nun 56. maddesi ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 76. maddesinde yer alır.

  • Avukatlık Kanunu m. 56: Bu madde, avukatın vekaletnamesinde tevkil yetkisi bulunması halinde, başka bir avukatı tevkil edebileceğini açıkça düzenler. Tevkil edilen avukat, asıl avukatın yetkilerini devralır ve müvekkil adına işlem yapmaya yetkili hale gelir.
  • TBK m. 506: Vekil, özel olarak yetkili kılınmadıkça veya durum ve koşullar zorunlu kılmadıkça, vekalet görevini bir başkasına devredemez. Ancak vekil, yetkisi dışında bir başkasını kendi yerine koyarsa, onun fiilinden kendisi sorumlu olur. Tevkil yetkisi, bu maddenin özel yetki kılma istisnasını oluşturur.
  • HMK m. 76: Vekil, müvekkilinden aldığı vekaletnameye dayanarak başka bir avukatı tevkil edebilir. Tevkil yetkisi, genel dava vekaletnamesinde yer alabileceği gibi, özel bir tevkilname ile de verilebilir.

Tevkil Yetkisinin Kullanılma Şartları:

  1. Vekaletnamede Açık Yetki: Tevkil yetkisinin kullanılabilmesi için, müvekkil tarafından avukata verilen vekaletnamede “tevkil yetkisi”nin açıkça belirtilmiş olması gerekir. Bu, vekaletnamenin genel yetki veren kısımlarında veya özel yetkiler arasında yer alabilir. Uygulamada, standart vekaletname metinlerinde “ahara tevkil, teşrik ve azle” gibi ifadelerle bu yetki tanınır.
  2. Avukat Olma Şartı: Tevkil edilen kişinin de Türkiye Barolar Birliği’ne kayıtlı, ruhsat sahibi bir avukat olması zorunludur. Hukuki temsil yetkisi, Avukatlık Kanunu gereğince sadece avukatlara tanınmıştır.
  3. Yazılı Şekil: Tevkil işleminin de yazılı bir belge ile yapılması, hukuki güvenlik ve ispat açısından önemlidir. “Tevkilname” adı verilen bu belge, tevkil eden avukat tarafından düzenlenir ve tevkil edilen avukata verilir. Tevkilname, tevkil edilen avukatın hangi dava veya işlerde yetkili olduğunu ve yetkisinin kapsamını belirtir.

Tevkilin Hukuki Sonuçları ve Sorumluluk:

Tevkil işlemi gerçekleştikten sonra, hukuki ilişkide önemli değişiklikler meydana gelir:

  • Müvekkil ile Tevkil Edilen Avukat Arasındaki İlişki: Tevkil edilen avukat, müvekkil adına işlem yapmaya yetkili hale gelir. Müvekkil, tevkil edilen avukatın hukuki işlemlerinden doğrudan etkilenir. Ancak müvekkil ile tevkil edilen avukat arasında doğrudan bir vekalet sözleşmesi ilişkisi kurulmaz. Asıl sözleşme, müvekkil ile ilk avukat arasındadır.
  • Asıl Avukat ile Tevkil Edilen Avukat Arasındaki İlişki: Asıl avukat, tevkil ettiği avukata karşı vekalet veren konumundadır. Tevkil edilen avukat, asıl avukatın talimatları doğrultusunda hareket eder.
  • Sorumluluk: TBK m. 507, vekilin, vekaleti başkasına devretme yetkisi varsa, seçmede ve talimat vermede özen göstermekle yükümlü olduğunu belirtir. Vekil, yetkisini aşarak başkasını kendi yerine koyarsa, onun fiilinden kendisi sorumlu olur. Ancak müvekkil tarafından tevkil yetkisi verilmişse, asıl avukat, tevkil ettiği avukatın seçiminde ve ona talimat vermesinde gösterdiği özenle sınırlı bir sorumluluğa sahiptir. Yani, asıl avukatın sorumluluğu, tevkil ettiği avukatı seçerken veya ona talimat verirken gerekli özeni gösterip göstermediğine bağlıdır. Eğer seçilen avukatın yetersizliği veya dikkatsizliği nedeniyle bir zarar oluşursa ve bu durum asıl avukatın özen eksikliğinden kaynaklanıyorsa, asıl avukat sorumlu tutulabilir. Aksi takdirde, yani özenli bir seçim ve talimatlandırma yapılmasına rağmen tevkil edilen avukatın kusurlu eylemi sonucunda zarar oluşmuşsa, müvekkil doğrudan tevkil edilen avukata karşı dava açabilir.

Tevkil yetkisi, hukuki hizmetlerin coğrafi sınırları aşmasına, uzmanlık gerektiren konularda farklı avukatların desteğinin alınmasına ve acil durumlarda hukuki temsilin kesintiye uğramamasını sağlamasına olanak tanır. Bu sayede, müvekkillerin hakları daha geniş bir çerçevede ve daha etkin bir şekilde korunabilir.

Teşrik Yetkisi: Hukuki İşbirliği ve Ortak Temsil Esasları

Teşrik yetkisi, bir avukatın, kendisine müvekkili tarafından verilmiş olan vekalet yetkisi kapsamında, belirli bir hukuki iş veya davada başka bir avukat ile birlikte çalışmasını, yani ortak temsil yetkisini paylaşmasını ifade eder. Tevkil yetkisinden farklı olarak, teşrikte yetki devri değil, yetkinin ortaklaşa kullanılması söz konusudur. Asıl avukat, vekalet görevini sürdürürken, teşrik ettiği avukat da aynı davada veya işte müvekkili temsil etmeye başlar. Bu durum, özellikle karmaşık davalarda, farklı uzmanlık alanlarına sahip avukatların bir araya gelerek daha güçlü bir hukuki strateji oluşturmalarına veya avukatın iş yükünü paylaşarak hizmet kalitesini artırmasına imkan tanır.

Teşrik yetkisinin hukuki dayanağı da tevkil yetkisinde olduğu gibi Avukatlık Kanunu’nun 56. maddesi, TBK’nın vekalet sözleşmesine ilişkin hükümleri ve HMK’nın 76. maddesidir.

  • Avukatlık Kanunu m. 56: Bu madde, avukatın vekaletnamesinde teşrik yetkisi bulunması halinde, başka bir avukatı teşrik edebileceğini düzenler. Teşrik edilen avukat, asıl avukat ile birlikte müvekkil adına işlem yapmaya yetkili hale gelir.
  • TBK m. 506: Teşrik yetkisi, vekilin vekalet görevini bizzat yerine getirme yükümlülüğüne bir istisna getirerek, müvekkilin özel yetki vermesi halinde birden fazla vekilin birlikte hareket etmesini mümkün kılar.
  • HMK m. 76: Vekil, müvekkilinden aldığı vekaletnameye dayanarak başka bir avukatı teşrik edebilir.

Teşrik Yetkisinin Kullanılma Şartları:

  1. Vekaletnamede Açık Yetki: Tevkil yetkisinde olduğu gibi, teşrik yetkisinin kullanılabilmesi için de müvekkil tarafından avukata verilen vekaletnamede “teşrik yetkisi”nin açıkça belirtilmiş olması şarttır. Standart vekaletname metinlerinde bu yetki genellikle “ahara tevkil, teşrik ve azle” ifadesiyle birlikte yer alır.
  2. Avukat Olma Şartı: Teşrik edilen kişinin de Türkiye Barolar Birliği’ne kayıtlı, ruhsat sahibi bir avukat olması zorunludur.
  3. Yazılı Şekil: Teşrik işleminin de yazılı bir belge ile yapılması, hukuki güvenlik ve ispat açısından önemlidir. “Teşrikname” adı verilen bu belge, teşrik eden avukat tarafından düzenlenir ve teşrik edilen avukata verilir. Teşrikname, teşrik edilen avukatın hangi dava veya işlerde yetkili olduğunu ve yetkisinin kapsamını belirtir.

Teşrikin Hukuki Sonuçları ve Sorumluluk:

Teşrik işlemi gerçekleştikten sonra, hukuki ilişkide önemli değişiklikler meydana gelir:

  • Müvekkil ile Teşrik Edilen Avukat Arasındaki İlişki: Teşrik edilen avukat, asıl avukat ile birlikte müvekkil adına işlem yapmaya yetkili hale gelir. Bu durumda, müvekkil ile teşrik edilen avukat arasında da doğrudan bir vekalet ilişkisi kurulmuş gibi bir durum ortaya çıkar. Her iki avukat da müvekkilin vekili sıfatıyla hareket eder.
  • Avukatlar Arasındaki İlişki: Asıl avukat ile teşrik edilen avukat, vekalet görevini birlikte ve müteselsilen yürütürler.
  • Sorumluluk: Teşrik durumunda, asıl avukat ve teşrik edilen avukat, müvekkile karşı genellikle müteselsil sorumluluk esasına göre sorumlu olurlar. Yani, müvekkil, uğradığı zararın tazmini için her iki avukata veya bunlardan herhangi birine başvurabilir. Bu durum, müvekkilin hukuki güvenliğini artırır, çünkü iki avukatın da özen yükümlülüğü ve sorumluluğu ortaklaşa devam eder. Asıl avukat, teşrik ettiği avukatın eylemlerinden, vekalet sözleşmesinin gerektirdiği özen ve sadakat borcu çerçevesinde sorumlu olur. Teşrik edilen avukat da kendi kusurlu eylemlerinden doğrudan müvekkile karşı sorumludur.

Teşrik yetkisi, özellikle büyük ve çok yönlü davalarda, farklı hukuk disiplinlerinde uzmanlaşmış avukatların güçlerini birleştirerek müvekkillerine daha kapsamlı ve nitelikli bir hukuki hizmet sunmalarını sağlar. Bu işbirliği, hukuki stratejilerin geliştirilmesinde, delillerin toplanmasında ve hukuki argümanların oluşturulmasında önemli avantajlar sunar.

Tevkil ve Teşrik Yetkilerinin Kapsamı ve Uygulamadaki Farklılıkları

Tevkil ve teşrik yetkileri, avukatlık mesleğinde hukuki temsilin etkinliğini artıran iki önemli araçtır. Her ikisi de müvekkil tarafından avukata verilen vekalet yetkisinin bir uzantısı olmasına rağmen, aralarında temel farklılıklar bulunur. Bu farklılıkları anlamak, doğru hukuki temsil stratejisini belirlemek açısından kritik öneme sahiptir.

Ortak Noktalar:

  • Vekaletnamede Açık Yetki: Hem tevkil hem de teşrik yetkisinin kullanılabilmesi için, müvekkil tarafından avukata verilen vekaletnamede bu yetkilerin açıkça belirtilmesi zorunludur. Bu, müvekkilin iradesinin bir yansımasıdır.
  • Avukat Olma Şartı: Hem tevkil edilen hem de teşrik edilen kişinin Türkiye Barolar Birliği’ne kayıtlı, mesleğini icra eden bir avukat olması gerekir.
  • Hukuki Güvenlik: Her iki yetki de hukuki süreçlerin kesintisiz ilerlemesini ve müvekkil menfaatlerinin korunmasını amaçlar.
  • Yazılı Şekil: Tevkilname ve teşrikname gibi belgelerin yazılı olması, ispat ve açıklık açısından önemlidir.

Temel Farklılıklar:

  1. Yetkinin Devri ve Paylaşımı:

    • Tevkil: Yetkinin devredilmesidir. Asıl avukat, kendi yetkisinin bir kısmını veya tamamını tevkil ettiği avukata devreder. Bu durumda, tevkil edilen avukat, devredilen yetki kapsamında müvekkil adına bağımsız olarak işlem yapabilir. Asıl avukatın doğrudan müvekkil adına işlem yapma faaliyeti, devredilen yetki ölçüsünde azalabilir veya son bulabilir.
    • Teşrik: Yetkinin paylaşılmasıdır. Asıl avukat, vekalet görevini sürdürürken, teşrik ettiği avukat da aynı yetkilerle müvekkil adına işlem yapmaya başlar. Her iki avukat da müvekkilin vekili sıfatıyla paralel olarak yetkilidir ve birlikte hareket edebilirler. Asıl avukatın yetkisi ve faaliyeti devam eder.
  2. Hukuki İlişkinin Niteliği:

    • Tevkil: Müvekkil ile asıl avukat arasındaki vekalet ilişkisi devam ederken, asıl avukat ile tevkil edilen avukat arasında da bir vekalet ilişkisi kurulur. Tevkil edilen avukat, asıl avukatın “alt vekili” gibidir. Müvekkil ile tevkil edilen avukat arasında doğrudan bir sözleşmesel ilişki bulunmaz.
    • Teşrik: Müvekkil ile hem asıl avukat hem de teşrik edilen avukat arasında doğrudan bir vekalet ilişkisi kurulmuş gibidir. Her iki avukat da müvekkilin “doğrudan vekili” sıfatını taşır.
  3. Sorumluluk Esası:

    • Tevkil: Asıl avukatın sorumluluğu, tevkil ettiği avukatı seçerken ve ona talimat verirken gösterdiği özenle sınırlıdır (TBK m. 507). Eğer asıl avukat özenli davranmışsa, tevkil edilen avukatın kusurlu eylemlerinden doğrudan sorumlu tutulmaz, ancak müvekkil zararını tevkil edilen avukattan talep edebilir.
    • Teşrik: Asıl avukat ve teşrik edilen avukat, müvekkile karşı genellikle müteselsil sorumluluk esasına göre sorumludur. Yani müvekkil, zararını her iki avukattan da talep edebilir. Bu durum, müvekkilin korunması açısından daha güçlü bir güvence sunar.
  4. Uygulama Alanları:

    • Tevkil: Genellikle avukatın fiziksel olarak bulunamadığı veya belirli bir işi başka bir avukatın daha etkin yürüteceği düşünülen durumlarda tercih edilir. Örneğin, başka bir şehirde duruşmaya katılma, tapu işlemleri yürütme gibi.
    • Teşrik: Daha çok karmaşık davalarda, farklı uzmanlık alanlarının bir araya getirilmesi gerektiğinde veya iş yükünün paylaşılması suretiyle hizmet kalitesinin artırılması amaçlandığında tercih edilir. Örneğin, hem ceza hem ticaret hukuku uzmanlığı gerektiren bir davada veya büyük bir şirketin birden fazla hukuki sürecinin yönetilmesinde.

Bu farklar, avukatların ve müvekkillerin hukuki temsil sürecinde bilinçli kararlar almasını sağlar. Vekaletnamede tevkil ve teşrik yetkilerinin açıkça belirtilmesi, bu yetkilerin hukuka uygun bir şekilde kullanılmasının ve olası hukuki uyuşmazlıkların önüne geçilmesinin temelini oluşturur.

Hukuki Sorumluluk ve Tevkil/Teşrik İlişkisi

Hukuki sorumluluk, avukatlık mesleğinin ayrılmaz bir parçasıdır ve tevkil ile teşrik yetkilerinin kullanılması durumunda bu sorumluluk mekanizmaları özel bir önem kazanır. Avukatların müvekkillerine karşı özen ve sadakat borcunu yerine getirmemesi sonucu oluşan zararlardan doğan sorumlulukları, Türk Borçlar Kanunu ve Avukatlık Kanunu hükümleri çerçevesinde değerlendirilir.

Tevkil Durumunda Sorumluluk:

Türk Borçlar Kanunu’nun 507. maddesi, vekilin tevkil yetkisiyle ilgili sorumluluğunu düzenler. Bu maddeye göre: “Vekil, vekalet görevini başkasına devretme yetkisini haiz ise, ancak seçmede ve talimat vermede özen göstermekle yükümlüdür. Vekil, yetkisi dışında başkasını kendi yerine koyarsa, onun fiilinden kendisi sorumlu olur.”

Bu hükümden anlaşılacağı üzere, müvekkilin vekaletnamesinde tevkil yetkisi bulunan asıl avukatın sorumluluğu, tevkil ettiği avukatı seçerken ve ona gerekli talimatları verirken gösterdiği “özen” ile sınırlıdır. Yani, asıl avukatın,

  1. Seçimde Özen: Tevkil edeceği avukatı seçerken mesleki bilgi, deneyim, dürüstlük ve yetkinlik açısından gerekli araştırmayı yapması, makul bir avukatın göstereceği özeni göstermesi gerekir.
  2. Talimat Vermede Özen: Tevkil ettiği avukata, davanın veya işin niteliğine uygun, açık ve yeterli talimatlar vermesi, gerekli bilgi ve belgeleri sağlaması gerekir.

Eğer asıl avukat bu özen yükümlülüklerini yerine getirmiş olmasına rağmen, tevkil edilen avukatın kusurlu eylemleri veya ihmalleri sonucunda müvekkil bir zarara uğrarsa, asıl avukat bu zarardan doğrudan sorumlu tutulmaz. Bu durumda müvekkil, zararının tazmini için doğrudan kusurlu olan tevkil edilen avukata karşı dava açma hakkına sahiptir. Ancak, asıl avukatın seçimde veya talimatlandırmada özen göstermediği ispat edilirse, asıl avukat da müvekkile karşı sorumlu olur.

Teşrik Durumunda Sorumluluk:

Teşrik durumunda ise sorumluluk esasları tevkil durumuna göre farklılık gösterir. Teşrik, yetkinin devri değil, iki avukatın müvekkili birlikte temsil etmesidir. Bu durumda, asıl avukat ile teşrik edilen avukat arasında müteselsil sorumluluk ilkesi uygulama alanı bulur. Müteselsil sorumluluk, Türk Borçlar Kanunu’nun 61. maddesi ve devamında düzenlenen, birden çok kişinin aynı zarardan sorumlu olduğu durumlarda, zarar görenin bu kişilerden herhangi birinden veya tamamından zararın tamamını talep edebilmesini ifade eder.

Avukatlık Kanunu’nun 34. maddesi, avukatların görevlerini yerine getirirken kusurlu davranışlarından dolayı müvekkillerine karşı sorumlu olduklarını genel olarak düzenler. Teşrik durumunda, hem asıl avukat hem de teşrik edilen avukat, vekalet sözleşmesinin tarafları olarak müvekkile karşı özen ve sadakat borcu altındadır. Dolayısıyla, teşrik edilen avukatın kusurlu bir eylemi sonucunda müvekkil bir zarara uğrarsa, müvekkil bu zararın tazmini için hem asıl avukata hem de teşrik edilen avukata karşı müteselsilen dava açabilir.

Bu durumun temel nedeni, teşrik edilen avukatın da müvekkil adına doğrudan vekalet ilişkisi kurmuş gibi işlem yapma yetkisine sahip olmasıdır. Müvekkil, her iki avukata da güvenerek işlerini emanet eder. Bu nedenle, teşrik durumunda avukatların birbirlerinin eylemlerinden daha geniş bir sorumluluk alanı içerisinde değerlendirilmesi, müvekkil haklarının korunması açısından önem taşır. Ancak avukatlar kendi aralarında, kusur oranlarına göre rücu ilişkisine girebilirler.

Özetle, tevkil yetkisinde asıl avukatın sorumluluğu daha çok seçim ve talimatlandırma özeniyle sınırlıyken, teşrik yetkisinde hem asıl avukat hem de teşrik edilen avukat, müvekkile karşı müteselsilen sorumludur. Bu farklılık, müvekkillerin hukuki temsil mekanizmalarını seçerken ve avukatların da bu yetkileri kullanırken dikkat etmesi gereken önemli bir husustur.

Vekaletnamede tevkil ve teşrik yetkisi yoksa ne olur?

Vekaletnamede tevkil veya teşrik yetkisi açıkça belirtilmemişse, avukat bu yetkileri kullanamaz. Türk Borçlar Kanunu’nun 506. maddesi gereğince, vekilin vekalet görevini başkasına devretme yetkisi, vekalet sözleşmesinde özel olarak yetkili kılınmadıkça veya durum ve koşullar zorunlu kılmadıkça mümkün değildir. Avukatlık Kanunu’nun 56. maddesi de bu yetkinin vekaletnamede bulunmasını şart koşar. Eğer avukat, vekaletnamede yetkisi olmamasına rağmen bir başka avukatı tevkil veya teşrik ederse, bu işlem müvekkil açısından bağlayıcı olmaz. Bu durumda, yetkisiz işlem yapan avukatın sorumluluğu gündeme gelir. Müvekkil, bu yetkisiz işlemden doğan zararlarının tazminini yetkisiz işlem yapan avukattan talep edebilir. Ayrıca, bu durum, avukatın müvekkile karşı özen ve sadakat borcunu ihlal etmesi anlamına gelir ve disiplin sorumluluğunu da beraberinde getirebilir. Bu nedenle, vekaletname düzenlenirken tevkil ve teşrik yetkilerinin kapsamının müvekkil ile avukat arasında netleştirilmesi ve vekaletnamede açıkça yer alması büyük önem taşır.

Tevkil edilen avukatın yetkileri nelerdir?

Tevkil edilen avukatın yetkileri, kendisine tevkilname ile devredilen yetkilerin kapsamıyla sınırlıdır. Tevkilname, asıl avukat tarafından düzenlenir ve tevkil edilen avukata hangi dava veya hukuki işlemlerde yetkili olduğunu, bu yetkinin genel mi yoksa özel mi olduğunu açıkça belirtir. Örneğin, bir dava için tevkil edilmişse, tevkil edilen avukat o davada müvekkili temsil edebilir, dilekçeler sunabilir, duruşmalara katılabilir, delil sunabilir ve yargılama sürecini takip edebilir. Ancak, tevkilname ile kendisine özel olarak devredilmemişse, feragat, kabul, sulh gibi özel yetkileri kullanamaz. Bu tür özel yetkilerin kullanılabilmesi için, vekaletnamede olduğu gibi tevkilnamede de açıkça belirtilmesi veya asıl avukat tarafından ayrıca özel bir yetkilendirme yapılması gerekir. Tevkil edilen avukat, tevkil eden avukatın talimatları doğrultusunda hareket etmekle yükümlüdür ve hukuki işlemlerini müvekkilin menfaatine uygun olarak yürütmek zorundadır.

Teşrik edilen avukatın yetkileri nelerdir?

Teşrik edilen avukatın yetkileri, teşrik eden asıl avukat ile aynıdır ve müvekkil adına işlem yapma yetkisi tamdır. Teşrik, yetkinin paylaşılması anlamına geldiği için, teşrik edilen avukat da asıl avukat gibi müvekkilin vekili sıfatıyla hareket eder. Teşrik edilen avukat, teşrikname ile kendisine verilen yetkiler çerçevesinde, dava dilekçesi sunmaktan, duruşmalara katılmaya, delil ibrazından, hukuki argümanlar geliştirmeye kadar tüm hukuki işlemleri gerçekleştirebilir. Teşrik edilen avukatın yetkileri, asıl avukatın vekaletnamede sahip olduğu yetkilerle paraleldir. Feragat, kabul, sulh gibi özel yetkilerin kullanımı konusunda da asıl avukatla aynı yetkilere sahip olması beklenir, zira her ikisi de müvekkilin doğrudan vekili konumundadır. Ancak, uygulamanın gereği olarak, teşrik eden avukat ile teşrik edilen avukat arasında iş bölümü ve koordinasyonun sağlanması, hukuki sürecin düzenli ilerlemesi için önemlidir.

Tevkil ve teşrik yetkisi ne zaman iptal edilebilir?

Tevkil ve teşrik yetkileri, vekalet sözleşmesinin sona ermesi veya vekaletnamede bu yetkilerin geri alınması suretiyle iptal edilebilir. Vekalet sözleşmesi, Türk Borçlar Kanunu’nun 512. maddesi ve devamında belirtilen hallerde sona erer:

  • Azil: Müvekkilin avukatı azletmesi. Azil, tek taraflı bir irade beyanıyla ve her zaman yapılabilir. Azil ile birlikte asıl avukatın vekalet yetkisi sona ererse, tevkil veya teşrik ettiği avukatların yetkileri de kendiliğinden sona erer.
  • İstifa: Avukatın vekaletten istifa etmesi. Avukat, haklı bir sebep olmaksızın istifa etse bile vekalet ilişkisi sona erer. İstifa durumunda da asıl avukatın yetkisi sona erdiği için, tevkil veya teşrik edilen avukatların yetkileri de sona erer.
  • Ölüm, Ehliyetin Kaybı, İflas: Müvekkilin veya avukatın ölümü, medeni hakları kullanma ehliyetini kaybetmesi veya iflas etmesi halinde vekalet sözleşmesi kendiliğinden sona erer.
  • Sürenin Sona Ermesi: Vekalet sözleşmesi belirli bir süre için yapılmışsa, sürenin sona ermesiyle vekalet ilişkisi sona erer.
  • İşin Bitimi: Vekalet belirli bir işin görülmesi için verilmişse, o işin tamamlanmasıyla vekalet sona erer.

Vekaletnamede tevkil ve teşrik yetkileri özel olarak da geri alınabilir. Müvekkil, asıl avukatı azletmeden, sadece tevkil veya teşrik yetkisini geri almak istediğini noter aracılığıyla bildirebilir. Bu durumda, asıl avukatın diğer yetkileri devam ederken, tevkil veya teşrik yetkisini kullanma imkanı ortadan kalkar. Ancak bu durum, halihazırda yapılmış bir tevkil veya teşrik işlemini doğrudan etkilemez. Mevcut tevkil veya teşrik ilişkisinin sona ermesi için, bu durumun tevkil edilen veya teşrik edilen avukata bildirilmesi gerekir.

Tevkil ve teşrik, avukatlık ücretini nasıl etkiler?

Tevkil ve teşrik yetkilerinin kullanılması, avukatlık ücretini doğrudan etkileyebilir ancak bu durum genellikle müvekkil ile asıl avukat arasındaki vekalet sözleşmesinde belirlenen ücret anlaşmasına bağlıdır.

  • Tevkil Durumunda: Asıl avukatın, müvekkilden aldığı ücret karşılığında tevkil ettiği avukata ayrıca bir ücret ödemesi yaygın bir uygulamadır. Bu, asıl avukat ile tevkil edilen avukat arasındaki iç ilişkiyi ilgilendirir. Müvekkil, genellikle sadece kendi sözleşme yaptığı asıl avukata karşı ücret ödeme borcu altındadır. Ancak, müvekkil ile asıl avukat arasındaki vekalet sözleşmesinde, tevkil durumunda ek ücret ödenmesi gerektiği veya ücretin tevkil edilen avukat ile paylaşılacağı yönünde özel bir düzenleme bulunabilir. Şeffaflık açısından, bu tür durumların müvekkile önceden bildirilmesi ve onayının alınması önemlidir.
  • Teşrik Durumunda: Teşrik durumunda, birden fazla avukat müvekkili temsil ettiği için, genellikle müvekkil ile her iki avukat arasında ayrı ayrı vekalet sözleşmeleri yapılabilir veya tek bir sözleşmede ücretin iki avukat arasında nasıl paylaşılacağı belirtilebilir. Müvekkil, her iki avukata karşı da ücret ödeme borcu altına girebilir veya tek bir ücretin iki avukat arasında paylaşılması kararlaştırılabilir. Uygulamada, teşrik eden ve teşrik edilen avukatların kendi aralarında bir ücret paylaşım anlaşması yapması sıkça rastlanan bir durumdur. Bu anlaşma, müvekkilden bağımsız olarak avukatlar arasında geçerli olur. Önemli olan, müvekkilin ödeyeceği toplam ücretin ve bu ücretin kimlere ödeneceğinin başlangıçta netleştirilmesidir.

Her iki durumda da, Avukatlık Kanunu ve Türkiye Barolar Birliği Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri çerçevesinde ücret belirlenmesi gerekir. Ücretin belirlenmesinde, işin niteliği, süresi, karmaşıklığı, harcanan emek ve avukatların deneyimi gibi faktörler göz önünde bulundurulur.

Tevkil ve teşrik yetkisi kötüye kullanılırsa ne yapılabilir?

Tevkil ve teşrik yetkilerinin kötüye kullanılması, avukatlık mesleğinin itibarını zedeleyen ve müvekkil haklarını ihlal eden ciddi bir durumdur. Böyle bir durumda müvekkilin başvurabileceği çeşitli hukuki yollar bulunur:

  1. Avukatlık Disiplin Soruşturması: Müvekkil, avukatın tevkil veya teşrik yetkisini kötüye kullandığına dair şikayetini ilgili Baro Başkanlığı’na iletebilir. Baro, şikayeti değerlendirerek disiplin soruşturması başlatabilir. Soruşturma sonucunda, avukatın meslek kurallarına aykırı davrandığı tespit edilirse, Avukatlık Kanunu’nda öngörülen disiplin cezalarından (uyarma, kınama, para cezası, işten çıkarma, meslekten çıkarma) birini alabilir.
  2. Maddi ve Manevi Tazminat Davası: Avukatın yetkisini kötüye kullanması sonucunda müvekkilin maddi veya manevi bir zarara uğraması halinde, müvekkil, zararlarının tazmini için avukata karşı genel mahkemelerde tazminat davası açabilir. Bu dava, Türk Borçlar Kanunu’nun haksız fiil veya vekalet sözleşmesine aykırılık hükümlerine dayandırılabilir. Müvekkil, uğradığı zararı ve bu zararın avukatın kötüye kullanımı sonucunda meydana geldiğini ispatlamakla yükümlüdür.
  3. Ceza Yargılaması: Kötüye kullanım, Türk Ceza Kanunu’nda suç olarak tanımlanan bir eylemi (örneğin, güveni kötüye kullanma, dolandırıcılık) oluşturuyorsa, müvekkil savcılığa suç duyurusunda bulunabilir. Ceza yargılaması sonucunda avukatın suçlu bulunması halinde, hapis cezası veya adli para cezası gibi yaptırımlarla karşılaşması mümkündür.

Bu yollar, müvekkillerin haklarını korumak ve avukatlık mesleğinin etik değerlerini sürdürmek için önemli güvenceler sunar. Müvekkillerin, bu tür durumlarda gecikmeksizin hukuki yardım alması ve gerekli başvuruları yapması tavsiye edilir.

Türk Hukukunda Tevkil ve Teşrik Yetkisinin Stratejik Önemi ve Geleceği

Tevkil ve teşrik yetkileri, Türk hukuk sisteminde avukatlık mesleğinin dinamik yapısını ve değişen ihtiyaçlarını karşılamak üzere tasarlanmış, stratejik öneme sahip mekanizmalardır. Bu yetkiler, sadece hukuki süreçlerin teknik gerekliliklerini yerine getirmekle kalmaz, aynı zamanda müvekkillerin haklarına daha geniş ve etkin bir erişim sağlamanın da anahtarıdır.

Hukuki Hizmetlerin Erişilebilirliği ve Yaygınlaşması:

Türkiye’nin coğrafi büyüklüğü ve farklı şehirlerdeki adli teşkilat yapısı göz önüne alındığında, bir avukatın tüm hukuki işlerini bizzat yürütmesi her zaman mümkün olmayabilir. Tevkil yetkisi, avukatların farklı şehirlerdeki duruşmalara katılmasını, icra takiplerini yürütmesini veya tapu işlemlerini gerçekleştirmesini kolaylaştırır. Bu sayede, müvekkillerin yaşadığı yer neresi olursa olsun, nitelikli hukuki hizmetlere erişimi sağlanır. Özellikle Marmaris gibi turizm ve ticaretin yoğun olduğu bölgelerden çıkan hukuki uyuşmazlıkların Türkiye’nin farklı yerlerinde çözüme kavuşturulması gerektiğinde, tevkil yetkisi kritik bir rol oynar. Bu, Marmaris Koçak Hukuk Bürosu gibi ülke genelinde faaliyet gösteren bürolar için de büyük bir avantajdır. Büro, müvekkillerinin Türkiye’nin dört bir yanındaki hukuki ihtiyaçlarına kesintisiz ve etkin bir şekilde yanıt verebilir.

Uzmanlaşma ve Multidisipliner Yaklaşım:

Modern hukuk, giderek artan bir uzmanlaşmayı gerektirir. Ceza hukuku, ticaret hukuku, aile hukuku, bilişim hukuku gibi farklı alanlarda derinlemesine bilgi ve deneyim sahibi olmak, avukatlar için bir zorunluluk haline gelmiştir. Teşrik yetkisi, farklı uzmanlık alanlarına sahip avukatların bir araya gelerek karmaşık hukuki sorunlara multidisipliner bir yaklaşımla çözüm üretmelerine olanak tanır. Örneğin, bir şirket birleşmesi davasında hem ticaret hukuku hem de rekabet hukuku uzmanı avukatların birlikte çalışması, davanın başarısı için kritik olabilir. Bu işbirliği, hukuki stratejilerin daha sağlam temellere oturtulmasını, risklerin daha iyi yönetilmesini ve müvekkilin menfaatlerinin en üst düzeyde korunmasını sağlar. Marmaris Koçak Hukuk Bürosu gibi geniş bir yelpazede hizmet veren bürolar, teşrik yetkisini kullanarak müvekkillerine en uygun uzmanlık kombinasyonunu sunabilir.

Hukuki Süreçlerde Verimlilik ve Süreklilik:

Avukatın hastalık, tatil veya başka bir mücbir sebep nedeniyle görevini geçici olarak yerine getiremediği durumlarda tevkil veya teşrik yetkisi, hukuki süreçlerin aksamadan devam etmesini sağlar. Özellikle yargılama süreçlerindeki sürelerin kısalığı ve telafisi güç zararların oluşma riski göz önüne alındığında, hukuki temsilin kesintisizliği hayati öneme sahiptir. Bu yetkiler sayesinde, müvekkillerin hak kayıpları önlenir ve hukuki süreçler zamanında ve etkin bir şekilde ilerler.

Gelecekteki Eğilimler ve Dijitalleşme:

Dijitalleşmenin hukuk sektörüne etkisi giderek artmaktadır. Online dava takip sistemleri, elektronik tebligat, video konferans yoluyla duruşmalar gibi yenilikler, hukuki hizmetlerin sunum şeklini değiştirmektedir. Tevkil ve teşrik yetkileri, bu dijitalleşme sürecine uyum sağlayarak daha esnek ve erişilebilir hukuki hizmet modellerinin geliştirilmesine katkıda bulunacaktır. Örneğin, farklı şehirlerdeki avukatların dijital platformlar üzerinden bir araya gelerek ortak bir davayı yürütmesi, teşrik yetkisinin dijital çağdaki bir yansıması olabilir. Bu durum, avukatların coğrafi sınırlamalardan bağımsız olarak işbirliği yapmasını ve müvekkillerine daha geniş bir ağ üzerinden hizmet sunmasını sağlayacaktır.

Sonuç olarak, tevkil ve teşrik yetkileri, Türk hukuk sisteminde avukatlık mesleğinin dinamiklerini şekillendiren, müvekkil odaklı hizmet anlayışını güçlendiren ve hukuki süreçlerin etkinliğini artıran temel araçlardır. Bu yetkilerin doğru anlaşılması ve hukuka uygun bir şekilde kullanılması, hem avukatların mesleki faaliyetlerini daha verimli yürütmelerini hem de müvekkillerin haklarına daha güvenli ve kapsamlı bir şekilde erişmelerini temin eder. Marmaris Koçak Hukuk Bürosu gibi öncü hukuk büroları, bu yetkileri etkin bir şekilde kullanarak müvekkillerine üst düzey hukuki destek sağlamaya devam etmektedir.


Copyright 2024