TÜRK MİRAS HUKUKUNDA SAKLI PAY KAVRAMI

YAZAR : Avukat Mehmet Altan Koçak

Marmaris - 11 Eylül 2026

marmaris avukat

Türk Miras Hukukunda Saklı Pay Kavramı ve Tasarruf Özgürlüğünün Sınırları

Marmaris Koçak Hukuk Bürosu, Avukat Mehmet Altan Koçak tarafından kurulmuş olup Türkiye genelinde miras hukuku uyuşmazlıkları başta olmak üzere geniş bir alanda hukuki hizmet sunmaktadır. Türk miras hukukunun temel eksenini, mirasbırakanın mülkiyet hakkından kaynaklanan tasarruf özgürlüğü ile ailesini koruma gayesi arasındaki hassas denge oluşturur. Mirasbırakan, sağlığında veya ölüme bağlı tasarrufları yoluyla malvarlığı üzerinde kural olarak dilediği gibi tasarruf etme serbestisine sahiptir. Ancak kanun koyucu bu serbestiyi mutlak bırakmamış; mirasbırakan ile aralarında çok yakın soybağı veya evlilik bağı bulunan belirli yasal mirasçıları koruma altına almıştır. Bu koruma mekanizmasının merkezinde saklı pay kurumu yer alır.

Mirasbırakanın kanunen dokunamayacağı, iradesiyle bertaraf edemeyeceği asgari miras payına saklı pay, bu paya sahip bulunan kanuni mirasçılara ise saklı paylı mirasçı denir. Saklı paylı mirasçılık, mirasbırakanın tek taraflı iradesiyle dilediği zaman ortadan kaldırabileceği sıradan bir miras hakkı değildir. Mirasbırakan, vasiyetname düzenleyerek veya miras sözleşmesi akdederek saklı payları doğrudan yok sayamaz. Tasarruf özgürlüğü, ancak saklı paylar toplamı çıktıktan sonra geriye kalan kısım üzerinde serbestçe işler. Mirasbırakan bu serbest kısmı, yani tasarruf nisabını dilediği üçüncü kişiye, vakfa, derneğe veya mirasçılarından birine tahsis edebilir.

Saklı Paylı Mirasçı Çevresi ve Yasal Miras Payı Oranları

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 505/1 uyarınca; mirasçı olarak altsoyu, ana ve babası veya eşi bulunan mirasbırakan, mirasının saklı paylar dışında kalan kısmında ölüme bağlı tasarrufta bulunabilir. Aynı maddenin ikinci fıkrasında ise bu mirasçılardan hiçbirisi yoksa, mirasbırakanın mirasının tamamında serbestçe tasarruf edebileceği açıkça düzenlenmiştir. Bu düzenleme, saklı paylı mirasçı çevresini tahdidi olarak çizmiştir.

Saklı pay oranları ise 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 506 hükmünde düzenlenmiştir:

  • Altsoy için yasal miras payının yarısı (1/2),
  • Ana ve babadan her biri için yasal miras payının dörtte biri (1/4),
  • Sağ kalan eş için, altsoy veya ana ve baba zümresiyle birlikte mirasçı olması hâlinde yasal miras payının tamamı (1/1); diğer hâllerde yasal miras payının dörtte üçü (3/4).

Maddede daha önce yer alan kardeşlerin saklı payına ilişkin üçüncü bent hükmü yürürlükten kalkmıştır. Güncel hukuk düzeninde saklı pay hakkı yalnızca altsoya (çocuklar, torunlar ve onların altsoyu), ana ve babaya ve sağ kalan eşe aittir. Yeğenler, amcalar, halalar, teyzeler, dayılar ve diğer kanuni mirasçıların saklı payı bulunmaz.

Mirasbırakanın geride sadece bir çocuğunu ve eşini bıraktığı bir senaryoda; sağ kalan eşin yasal miras payı 1/4, çocuğun yasal miras payı 3/4’tür. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 506 uyarınca sağ kalan eşin saklı payı yasal payının tamamı olan 1/4 (4/16); altsoyun saklı payı ise yasal miras payının yarısı olan 3/8 (6/16) olacaktır. Toplam saklı pay 10/16’ya ulaşır. Mirasbırakanın üzerinde serbestçe ölüme bağlı tasarruf yapabileceği tasarruf edilebilir kısım ise 6/16 (3/8) ile sınırlıdır.

Tasarruf Edilebilir Kısım ve Net Terekenin Belirlenmesi

Tasarruf edilebilir kısmın ve saklı payların ihlal edilip edilmediğinin tespiti, soyut oranların ötesinde somut bir malvarlığı hesabını gerektirir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 507/1 gereğince, tasarruf edilebilir kısım terekenin mirasbırakanın ölümü günündeki durumuna göre hesaplanır. Bu hesaplama yapılırken aktif terekeden belirli pasif kalemlerin indirilmesi zorunludur.

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 507/2 uyarınca net terekeye ulaşmak için indirilecek kalemler şunlardır:

  • Mirasbırakanın ölüm tarihi itibarıyla mevcut borçları,
  • Cenaze masrafları ve defin giderleri,
  • Terekenin mühürlenmesi ve yazımı giderleri,
  • Mirasbırakan ile birlikte yaşayan ve onun tarafından bakılan kimselerin üç aylık geçim giderleri.

Mirasbırakanın ölüm anında fiilen bıraktığı malvarlığı aktifinden bu pasif borç kalemleri çıkarıldığında brüt net tereke bulunur. Ancak tenkis hesabı yalnızca bu çıplak değer üzerinden yürümez. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 508 uyarınca, mirasbırakanın sağlararası karşılıksız kazandırmaları, tenkise tabi oldukları ölçüde tasarruf edilebilir kısmın hesabında terekeye eklenir. Benzer şekilde, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 509 gereğince mirasbırakanın kendi ölümünde ödenmek üzere üçüncü kişi lehine hayat sigortası yaptırması veya böyle bir kişiyi sonradan lehtar tayin etmesi halinde, sigorta sözleşmesinin feshi halinde mirasbırakanın ölümünde ödenecek satın alma bedeli terekeye dahil edilir. Ortaya çıkan bu farazi ve matematiksel toplama tenkise esas net tereke denir.

Saklı paylı mirasçılık sıfatının hukuken kalkması veya bertaraf edilmesi, bu matematiksel denklemin paydalarını ve toplam saklı pay oranını doğrudan değiştirir; mirasbırakanın tasarruf nisabını genişletir veya daraltır.


Tenkis Davasının Hukuki Niteliği, Amacı ve Uygulama Alanı

Tenkis davası, mirasbırakanın saklı payları ihlal eden tasarruflarının kanuni sınıra indirilmesini sağlayan, inşai (yenilik doğurucu) nitelikte bir davadır. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 560/1 hükmü bu hakkı şu ifadelerle açıklar: Saklı paylarının karşılığını alamayan mirasçılar, mirasbırakanın tasarruf edebileceği kısmı aşan tasarruflarının tenkisini dava edebilirler.

Tenkis davasının nihai gayesi, mirasbırakanın tasarrufunu tamamen iptal etmek veya geçersiz kılmak değildir. Amaç, saklı payı zedelenen mirasçının kanunen korunan asgari hakkını aynen veya nakden almasını sağlamaktır. Dava sonucunda verilen hüküm, mirasın açıldığı ölüm anından itibaren geriye etkili sonuç doğurur. Mahkeme, saklı payı aşan kısmı tespit ederek bu fazlalığı tenkis eder.

Tenkise Tabi Kazandırmaların Tasnifi: Ölüme Bağlı ve Sağlararası Kazandırmalar

Tenkis davasının konusu, mirasbırakanın tasarruf edilebilir kısmı aşan tasarruflarıdır. Türk miras hukukunda bu tasarruflar iki ana grupta ele alınır:

  1. Ölüme Bağlı Tasarruflar: Mirasbırakanın vasiyetname veya miras sözleşmesiyle yaptığı tüm kazandırmalar saklı pay sınırını aştığı anda istisnasız tenkise tabidir. Kanun koyucu ölüme bağlı tasarruflarda ayrıca bir kast veya özel şart aramaz. Tasarruf nisabının aşılmış olması tenkis için yeterlidir.

  2. Sağlararası Karşılıksız Kazandırmalar: Mirasbırakanın yaşarken yaptığı kazandırmaların tamamı kural olarak tenkise tabi tutulamaz; zira yaşayan kimsenin mülkiyet ve tasarruf özgürlüğü asıldır. Sağlararası kazandırmaların tenkise tabi olabilmesi için 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 565 hükmünde sayılan sınırlı durumlardan birine girmesi şarttır.

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 565 uyarınca ölüme bağlı tasarruflar gibi tenkise tabi olan sağlararası kazandırmalar şunlardır:

  • Mirasbırakanın, mirasçılık sıfatını kaybeden yasal mirasçıya miras payına mahsuben yapmış olduğu sağlararası kazandırmalar, geri verilmemek kaydıyla altsoyuna malvarlığı devri veya borçtan kurtarma yoluyla yaptığı kazandırmalar ya da alışılmışın dışında verilen çeyiz ve kuruluş sermayesi,
  • Miras haklarının ölümden önce tasfiyesi maksadıyla yapılan kazandırmalar,
  • Mirasbırakanın serbestçe dönme hakkını saklı tutarak yaptığı bağışlamalar ve ölümünden önceki bir yıl içinde adet üzere verilen hediyeler dışında yapmış olduğu bağışlamalar,
  • Mirasbırakanın saklı pay kurallarını etkisiz kılmak amacıyla yaptığı açık olan kazandırmalar.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. **/**, K. **/**, T. 13.12.2023 tarihli kararında; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 565/4 kapsamındaki sağlararası tasarrufların tenkise tabi tutulabilmesi için mirasbırakanın saklı pay kurallarını etkisiz kılma kastıyla hareket ettiğinin ispatlanması gerektiğini, bu kastın varlığının tespitinde malvarlığının büyük bölümünün elden çıkarılması, intifa hakkının elde tutularak çıplak mülkiyetin devredilmesi gibi emarelerin dikkate alınacağını vurgulamıştır.

Tenkis Davasında Dava Açma Hakkı, Husumet ve Hak Düşürücü Süreler

Tenkis davasında aktif dava ehliyeti, kural olarak yalnızca saklı payı zedelenmiş olan mirasçılara aittir. Saklı paylı olmayan bir yasal mirasçının ya da atanan mirasçının tenkis davası açma sıfatı bulunmaz. İstisnai olarak, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 562 uyarınca, saklı payı zedelenen mirasçı iflas etmişse iflas dairesi veya elinde borç ödemeden aciz belgesi bulunan alacaklılar da belirli usuli şartlar altında tenkis davası ikame edebilir.

Pasif husumet ise saklı payı aşan ölüme bağlı veya sağlararası kazandırmanın lehtarına, bu kişi ölmüşse onun mirasçılarına yöneltilir. Birden fazla kazandırma varsa tenkiste sıra kuralı işletilir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 570 uyarınca tenkis, ilk önce ölüme bağlı tasarruflardan, bu yetmezse en yeni tarihlisinden en eski tarihlisine doğru sağlararası kazandırmalardan yapılır.

Tenkis davası hak düşürücü sürelere bağlanmıştır. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 571/1 hükmüne göre; tenkis davası açma hakkı, mirasçıların saklı paylarının zedelendiğini öğrendikleri tarihten başlayarak bir yıl ve her hâlde vasiyetnamelerin açıldığı veya diğer tasarruflar bakımından mirasın açıldığı tarihten başlayarak on yıl geçmekle düşer. Bu süreler zamanaşımı değil hak düşürücü süre olduğundan mahkemece re’sen gözetilir. Ancak defi yoluyla tenkis hakkı her zaman ileri sürülebilir.

Soru: Saklı payı zedelenmeyen bir mirasçı, mirasbırakanın adaletsiz davrandığını öne sürerek tenkis davası açabilir mi?
Cevap: Hayır. Tenkis davası açabilmenin ilk ve mutlak şartı, davacının saklı paylı mirasçı olması ve bu saklı payının tereke dışı veya tereke içi tasarruflarla fiilen ihlal edilmiş bulunmasıdır. Mirasbırakanın mallarını mirasçılar arasında eşit paylaştırmamış olması tek başına tenkis davasına vücut vermez; ihlalin saklı pay sınırına taşması zorunludur.


Kardeşlerin Saklı Payının Yasal Düzenleme ile Kaldırılması ve Tenkis Davalarına Etkisi

Saklı paylı mirasçılığın kaldırılması meselesi, uygulamada iki farklı düzlemde karşımıza çıkar: Birincisi kanun koyucunun genel ve soyut bir yasa değişikliğiyle belirli bir mirasçı zümresinin saklı payını tamamen ilga etmesi; ikincisi ise mirasbırakanın veya somut hukuki olguların bireysel olarak belirli bir saklı paylı mirasçının bu sıfatını sona erdirmesidir.

İlk kategorinin en somut ve tarihi örneği kardeşlerin saklı payının Türk hukukundan çıkarılmasıdır. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun ilk metninde m. 506/3 hükmü uyarınca kardeşlerin yasal miras payının sekizde biri (1/8) oranında saklı payı bulunmaktaydı. Ancak 04.05.2007 tarihli ve 5650 sayılı Kanun’un 2. maddesi ile 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 506’nın 3. bendi mülga edilmiştir.

5650 Sayılı Kanun Öncesi ve Sonrası Hukuki Durum

5650 sayılı Kanun ile getirilen değişiklikle, Türk miras hukukunda bireyin mülkiyeti üzerindeki serbest tasarruf alanı kardeşler aleyhine genişletilmiştir. Kardeşler kanuni mirasçı olmaya devam etmekle birlikte, saklı pay güvencesini yitirmiştir.

Değişikliğin temel gerekçesi, modern toplumsal yapıda kardeşler arasındaki ekonomik bağlılığın zayıflaması, mirasbırakanın çocuğu ve eşi bulunmadığı durumlarda dahi malvarlığını dilediği kişi veya kuruma bırakmasının engellenmesinin mülkiyet hakkını aşırı kısıtlamasıdır. Bu yasal müdahale, kardeşlerin açabileceği tenkis davalarını doğrudan ortadan kaldırmıştır. 10.05.2007 tarihinden sonra mirasbırakan, çocuğu, ana-babası veya eşi yoksa malvarlığının tamamını vasiyetname ile yabancı bir kişiye bırakabilir; kardeşler bu tasarrufa karşı saklı pay ihlali gerekçesiyle tenkis davası açamaz.

Mirasbırakanın Ölüm Tarihinin Esas Alınması ve Zaman Bakımından Uygulama

Kardeşlerin saklı payının kaldırılmasının tenkis davalarına etkisinde en kritik usuli sorun, zaman bakımından uygulanacak hukuk kuralının tespitidir. Miras hukukunda temel ilke, mirasın açıldığı tarihteki mevzuatın olaya uygulanmasıdır.

4722 sayılı Türk Medeni Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun m. 17 hükmü son derece açıktır: Mirasçılık ve mirasın geçişi, mirasbırakanın ölümü tarihinde yürürlükte olan hükümlere göre belirlenir. Bu emredici kural gereğince:

  • Mirasbırakan 10.05.2007 tarihinden önce vefat etmişse: Kardeşler saklı paylı mirasçılık sıfatını korur. Tasarrufun yapıldığı tarih ne olursa olsun, ölüm anında kardeşlerin saklı payı yürürlükte olduğundan, kardeşler hak düşürücü süreler içinde saklı paylarının zedelendiği iddiasıyla tenkis davası açabilirler.
  • Mirasbırakan 10.05.2007 tarihinde veya bu tarihten sonra vefat etmişse: Tasarruf veya bağışlama 10.05.2007’den çok önce yapılmış olsa dahi, mirasbırakanın ölümü anında 5650 sayılı Kanun yürürlükte bulunduğundan kardeşler saklı pay sahibi değildir. Dolayısıyla kardeşlerin tenkis davası açma hakkı ve aktif husumet ehliyeti bulunmaz; açılan davalar esasa girilmeksizin aktif dava ehliyeti yokluğundan reddedilir.

Kardeşlerin Açtığı Tenkis Davalarında Yargıtay’ın Yerleşik Yaklaşımı

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. **/**, K. **/**, T. 13.12.2023 tarihli kararında bu hususu açık bir dille ortaya koymuştur: Saklı pay hakkı, mirasbırakanın sadece altsoyu, ana-babası ve eşi için söz konusudur. Kardeşlerin saklı payı 04.05.2007 tarihli ve 5650 sayılı Kanun’la kaldırılmıştır. Bu nedenle belirtilen tarihten sonra gerçekleşecek hesaplamalarda kardeşler saklı pay sahibi olamaz ve saklı paylarının ihlal edildiğinden bahisle tenkis davası açamazlar.

Bu ilke uyarınca mahkemeler, kardeşlerin davacı olduğu tenkis dosyalarında öncelikle mirasbırakanın vefat tarihini re’sen araştırmakla yükümlüdür. Vefat tarihi 10.05.2007 ve sonrası ise tenkis hesabı, bilirkişi incelemesi veya delil toplamaya girişilmeden dava şartı yokluğu sebebiyle usulden ret kararı verilir.

Soru: Vasiyetname 2005 yılında yapılmış, mirasbırakan ise 2024 yılında vefat etmiştir. Kardeşler, vasiyetnamenin yapıldığı tarihte saklı payları bulunduğu gerekçesiyle tenkis talep edebilir mi?
Cevap: Hayır. Vasiyetnamenin tanzim tarihi değil, mirasın açıldığı ölüm tarihi esas alınır. Mirasbırakan 2024 yılında vefat ettiğinden olaya 5650 sayılı Kanun sonrası yürürlükteki 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 506 hükümleri uygulanır. Kardeşlerin ölüm anında saklı payı bulunmadığından tenkis davası açma hakları yoktur.


Mirasçılıktan Çıkarma (Iskat) Sebebiyle Saklı Paylılığın Kaldırılması ve Tenkis Davasına Yansımaları

Mirasbırakanın tek taraflı iradesiyle saklı paylı mirasçısının miras hakkını tamamen veya kısmen ortadan kaldırması, mirasçılıktan çıkarma yoluyla gerçekleşir. Mirasçılıktan çıkarma, saklı paylı mirasçının korunma kalkanını düşüren en ağır ölüme bağlı tasarruftur.

Kanun koyucu, mirasbırakana keyfi olarak mirasçısını mirasından mahrum bırakma hakkı tanımamıştır. Mirasçılıktan çıkarma ancak kanunda açıkça sayılan ağır sebeplerin gerçekleşmesi halinde ve belirli şekil şartlarına uyularak yapılabilir.

Cezai Iskat Sebepleri ve Şartları (TMK m. 510)

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 510 hükmü mirasçılıktan çıkarma sebeplerini iki bent halinde düzenlemiştir:

  1. Mirasçı, mirasbırakana veya mirasbırakanın yakınlarından birine karşı ağır bir suç işlemişse,
  2. Mirasçı, mirasbırakana veya ailesi üyelerine karşı aile hukukundan doğan yükümlülüklerini önemli ölçüde yerine getirmemişse.

Maddede geçen ağır bir suç kavramı mutlaka ceza mahkemesince verilmiş kesinleşmiş bir mahkûmiyet kararını gerektirmeyebilir; ancak işlenen fiilin kasten işlenmiş olması, mirasbırakanın şahsına, canına, malına veya onuruna yönelik ağır haksızlık teşkil etmesi aranır. İkinci bentte yer alan aile hukukundan doğan yükümlülüklerin önemli ölçüde ihlali ise sadakat, yardım, bakım, saygı ve ilgi gösterme gibi kanundan ve ahlaktan doğan temel ödevlerin ağır biçimde çiğnenmesini ifade eder. Mirasbırakanı ölümcül hastalığında arayıp sormamak, terk etmek, hakaret ve tehdit etmek Yargıtay uygulamasında bu kapsamda değerlendirilmektedir.

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 512/1 gereğince, mirasçılıktan çıkarmanın geçerli olabilmesi için mirasbırakanın bu tasarrufunda çıkarma sebebini açıkça göstermiş olması şarttır. Genel, soyut, belirsiz ifadeler veya sebep gösterilmeden yapılan ıskat tasarrufları kanunen geçerli bir çıkarmanın sonuçlarını doğurmaz.

Mirasçılıktan Çıkarılanın Tenkis Davası Açma Yasağı ve Hukuki Statüsü

Geçerli bir şekilde mirasçılıktan çıkarılan kimsenin hukuki durumu, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 511/1 hükmünde son derece açık biçimde tayin edilmiştir: Mirasçılıktan çıkarılan kimse mirastan pay alamayacağı gibi tenkis davası da açamaz.

Bu hüküm, saklı paylı mirasçılığın kaldırılmasının tenkis davasına doğrudan ve en radikal etkisidir. Tenkis davası açabilmenin zorunlu ön şartı, davacının saklı paylı mirasçı sıfatını koruyor olmasıdır. Iskat tasarrufu hukuken ayakta kaldığı müddetçe, çıkarılan kişi yasal miras payını da saklı payını da talep edemez; mirasbırakanın başkalarına yaptığı ölüme bağlı veya sağlararası tasarrufların tenkisini isteyemez.

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. **/**, K. **/**, T. 16.12.2024 kararında bu ilkeyi açıkça teyit etmiştir: Mirasçılıktan çıkartılan kimse mirastan pay alamayacağı gibi tenkis davası da açamaz. Mirasbırakan başka türlü tasarrufta bulunmuş olmadıkça, mirasçılıktan çıkarılan kimsenin miras payı, o kimse mirasbırakandan önce ölmüş gibi, mirasçılıktan çıkarılanın varsa altsoyuna, yoksa mirasbırakanın yasal mirasçılarına kalır.

Mirasçılıktan Çıkarılanın Altsoyunun Saklı Pay ve Tenkis Talebi

Mirasçılıktan çıkarma şahsi bir tasarruftur; kusur altsoya sirayet etmez. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 511/2 ve m. 511/3 hükümleri bu dengeyi kurar:

Mirasbırakan başka türlü tasarrufta bulunmuş olmadıkça, mirasçılıktan çıkarılan kimsenin miras payı, o kimse mirasbırakandan önce ölmüş gibi, çıkarılanın varsa altsoyuna kalır. En mühim kural ise 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 511/3’te yer alır: Mirasçılıktan çıkarılan kimsenin altsoyu, o kimse mirasbırakandan önce ölmüş gibi saklı payını isteyebilir.

Bu düzenlemenin tenkis davasına etkisi büyüktür:

  • Çıkarılan kişinin bizzat kendisi tenkis davası açamazken, onun çocukları veya torunları, sanki anne veya babaları mirasbırakandan önce vefat etmiş gibi kök içinde halefiyet yoluyla saklı paylı mirasçı haline gelirler.
  • Mirasbırakan malvarlığının tamamını başka bir kişiye vasiyet etmiş ve saklı paylı oğlunu da mirasçılıktan çıkarmışsa; oğul tenkis davası açamaz ancak oğlun çocukları saklı paylarının ihlal edildiğini belirterek doğrudan tenkis davası açabilirler.
  • Mirasbırakan vasiyetnamesinde çıkarılanın payını açıkça başka birine tahsis etmiş olsa dahi, altsoyun saklı payına dokunamaz.

Mirasçılıktan Çıkarmanın Geçersizliği, İptali ve Kademeli Tenkis Davası

Mirasçılıktan çıkarılan kişi bu işleme karşı yargı yoluna başvurabilir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 512 hükmü mirasçılıktan çıkarmaya itiraz yollarını düzenler. Çıkarmaya itiraz iki ana hukuki zeminde yükselir:

  1. Sebep Gösterilmemesi: Vasiyetnamede çıkarma sebebi hiç gösterilmemişse veya gösterilen sebep kanuni şartları taşımıyorsa,
  2. Sebebin İspatlanamaması: Çıkarılan kişi sebebin varlığını inkâr eder ve çıkarmadan yararlanan diğer mirasçılar veya vasiyet alacaklıları sebebin doğruluğunu ispatlayamazsa.

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 512/2 uyarınca çıkarma sebebinin varlığını ispat yükü, çıkarmadan yararlanan mirasçıya veya vasiyet alacaklısına aittir. İspat yükü çıkarılanda değil, mirastan pay alan davalılardadır.

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 512/3 hükmü uyarınca; sebep gösterilmemişse veya gösterilen sebep ispat edilememişse, mirasbırakan tasarrufu açık bir yanılma altında yapmadıkça, çıkarma tasarrufu mirasçının saklı payı dışında yerine getirilir. Kanun koyucu vasiyetnameyi tamamen hükümsüz kılmaz; mirasçının saklı payını ona iade eder, saklı payı aşan kısım ise mirasbırakanın arzusuna uygun olarak diğer lehtarda kalır.

Uygulamada mirasçılıktan çıkarılan davacılar mahkemeye sundukları dava dilekçelerinde kademeli talepte bulunurlar:

  • Birincil talep: Mirasçılıktan çıkarmanın iptali ve yasal miras payının verilmesi,
  • İkincil talep: Çıkarmanın iptali mümkün görülmediği veya sebebin saklı pay dışındaki tasarruf nisabını ayakta tuttuğu kabul edildiği takdirde, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 512/3 uyarınca saklı payın tenkisen tahsili.

Bu davada taraf teşkili son derece hassastır. Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin **/**Esas sayılı kararında vurgulandığı üzere, çıkarmaya itiraz davalarında çıkarılan kişinin altsoyu varsa, bu altsoyun da davalı safında davaya dahil edilmesi zorunludur; aksi halde verilen hüküm usulden bozulur.

Soru: Vasiyetnamede sadece “Bana saygısızlık ettiği için oğlumu mirasçılıktan çıkarıyorum” yazılması halinde çıkarma geçerli midir ve tenkis talep edilebilir mi?
Cevap: Geçerli bir çıkarma sayılmaz. Soyut bir saygısızlık ifadesi somut bir maddi olayı içermediğinden 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 512/1 anlamında sebep gösterilmemiş sayılır. Sebep somutlaştırılmadığı ve ispatlanamadığı için çıkarma tasarrufu saklı payı ihlal edemez; mirasçı saklı payını tenkisen talep edebilir.


Borç Ödemeden Aciz Sebebiyle Mirasçılıktan Çıkarma ve Tenkis Talepleri

Türk Medeni Kanunu, cezai ıskatın yanı sıra saklı paylı mirasçının korunması ile alacaklılarının menfaatleri arasında denge kuran özel bir çıkarma türü daha öngörmüştür: Borç ödemeden aciz sebebiyle mirasçılıktan çıkarma.

TMK m. 513 Uyarınca Aciz Sebebiyle Iskatın Şartları ve Sınırları

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 513/1 hükmüne göre: Mirasbırakan, hakkında borç ödemeden aciz belgesi bulunan altsoyunun saklı payının yarısı için mirasçılıktan çıkarabilir. Ancak bu yarıyı mirasçılıktan çıkarılanın doğmuş ve doğacak çocuklarına özgülemesi şarttır.

Bu ıskat türünün uygulanabilmesi sıkı kanuni sınırlara tabi tutulmuştur:

  • Yalnızca altsoy (çocuklar ve torunlar) hakkında uygulanabilir; eş veya ana-baba hakkında aciz sebebiyle ıskat yoluna başvurulamaz.
  • Mirasbırakanın vefatı veya vasiyetnamenin yapıldığı an itibarıyla altsoy hakkında düzenlenmiş geçerli bir borç ödemeden aciz belgesinin bulunması gerekir.
  • Mirasbırakan altsoyunun saklı payının tamamını değil, en fazla yarısını (1/2) çıkarabilir; diğer yarısına dokunamaz.
  • Çıkarılan bu saklı pay yarısının, çıkarılanın doğmuş veya doğacak çocuklarına bırakılması zorunludur.

Doğmuş ve Doğacak Çocuklara Özgüleme Şartı ve İhlali Halinde Tenkis

Mirasbırakan, aciz sebebiyle çıkardığı payı kendi istediği yabancı bir kişiye, üçüncü bir şahsa veya vakfa bırakamaz. Şayet mirasbırakan altsoyunun saklı payının yarısını alıp torunlarına özgülemek yerine üçüncü bir kişiye kazandırmışsa, kanuni şart ihlal edilmiş olur.

Ayrıca 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 513/2 uyarınca; miras açıldığı anda aciz belgesinin hükmü kalmamışsa veya belgenin kapsadığı borç tutarı mirasbırakanın ölümü anında saklı payın yarısını aşmıyorsa, mirasçılıktan çıkarılanın istemi üzerine çıkarma tasarrufu iptal edilir.

Bu durumun tenkise etkisi iki türlüdür:

  1. Mirasbırakan aciz sebebiyle ıskat yaparken altsoyun saklı payının yarısından fazlasını tasarruf etmişse, aşan kısım doğrudan tenkise tabi tutulur.
  2. Iskat edilen yarı torunlara değil de yabancıya vasiyet edilmişse, saklı pay güvencesi ihlal edildiğinden altsoy bu tasarrufun tenkisini isteyerek hakkını geri alır.

Mirastan Feragat Sözleşmesi Yoluyla Saklı Paylı Mirasçılığın Sona Ermesi ve Tenkis Boyutu

Saklı paylı mirasçılık sıfatı yalnızca mirasbırakanın tek taraflı tasarrufuyla değil, mirasbırakan ile saklı paylı mirasçı arasında sağlığında yapılan iki taraflı bir sözleşmeyle de ortadan kaldırılabilir. Bu sözleşme mirastan feragat sözleşmesidir.

İvazlı ve İvazsız Mirastan Feragatin Hüküm ve Sonuçları

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 528 hükmü mirastan feragati düzenler:

  • Mirasbırakan, bir mirasçı ile karşılıksız veya bir karşılık sağlanarak mirastan feragat sözleşmesi yapabilir.
  • Feragat eden, mirasçılık sıfatını kaybeder.
  • Bir karşılık sağlanarak feragat edilmişse, sözleşmede aksi öngörülmedikçe feragat edenin altsoyu için de sonuç doğurur; altsoy da mirasçı olamaz.
  • Karşılıksız feragatte ise feragat edenin altsoyu, aksi kararlaştırılmadıkça feragat edenin yerine geçerek mirasçı olur.

Mirastan feragat sözleşmesi, resmi vasiyetname şeklinde düzenlenmedikçe geçerli olmaz (4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 545).

Feragat Edenin Tenkis Davası Açma Ehliyetini Kaybetmesi

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 528/2 gereğince feragat sözleşmesi geçerli olarak kurulduğu anda, feragat eden kişi müstakbel mirasçılık sıfatını ve buna bağlı olarak saklı pay hakkını tamamen yitirir.

Mirasçılık sıfatını kaybeden kişinin tenkis davası açma hakkı da mutlak olarak son bulur. Tenkis davası saklı paylı mirasçılara özgülenmiş bir haktır. Feragat eden mirasçı; mirasbırakan ölümünden önce terekesini tamamen üçüncü kişilere dağıtmış olsa veya vasiyetnameyle saklı payları zedelemiş bulunsa dahi, feragat sözleşmesi ayakta kaldıkça hiçbir surette tenkis talebinde bulunamaz.

Ancak feragat sözleşmesi hata, hile, korkutma veya aşırı yararlanma sebepleriyle sakatsa, feragat eden süresi içinde sözleşmenin iptalini dava edebilir. Sözleşme iptal edilip mirasçılık sıfatı yeniden canlanmadığı müddetçe tenkis davası açılamaz.

Feragat Edenin Altsoyunun Hukuki Konumu ve Tenkis İstemi

Feragatin altsoya ve dolayısıyla tenkis hakkına etkisi, feragatin ivazlı veya ivazsız yapılmasına göre tamamen farklılaşır:

  1. İvazsız Feragat: Feragat eden herhangi bir bedel almaksızın feragat etmişse ve sözleşmede altsoyun da feragat kapsamına dahil edildiği açıkça yazılmamışsa, feragat edenin altsoyu mirasbırakandan önce ölmüş kimsenin altsoyu gibi mirasçı olur. Bu halde feragat edenin çocukları saklı paylı mirasçı sıfatını kazanır ve mirasbırakanın tasarrufları kendi saklı paylarını ihlal ediyorsa doğrudan tenkis davası açabilirler.
  2. İvazlı Feragat: Feragat eden mirasbırakandan bir bedel alarak feragat etmişse, kanun gereği bu feragat altsoyu da bağlar. Altsoy mirasçı olamayacağı gibi, saklı pay talep edemez ve tenkis davası açamaz. Ancak sözleşmede altsoyun mirasçılığının devam edeceği kararlaştırılmışsa altsoyun saklı pay ve tenkis hakkı korunur.

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 529 hükmü de bu noktada dikkat çeker: Mirastan feragat sözleşmesi belli bir kişi lehine yapılmış olup bu kişinin herhangi bir sebeple mirasçı olamaması halinde feragat hükümden düşer. Feragatin hükümden düşmesiyle feragat edenin saklı paylı mirasçılık sıfatı yeniden doğar ve tenkis talep etme ehliyeti canlanır.

Feragatin Diğer Saklı Paylı Mirasçıların Saklı Payına ve Tenkis Hesabına Etkisi

Bir saklı paylı mirasçının feragat etmesi, geride kalan diğer mirasçıların durumunu ve terekedeki tasarruf edilebilir kısmı doğrudan etkiler:

  • Mirasbırakanın üç çocuğu varken bir çocuğun karşılıksız feragat etmesi durumunda, feragat edenin payı altsoyu yoksa diğer iki kardeşe intikal eder. Bu durum diğer mirasçıların yasal miras payını ve buna paralel olarak saklı pay tutarlarını artırır. Dolayısıyla mirasbırakanın serbest tasarruf alanı daralabilir.
  • Mirasbırakan feragat edenin payı üzerinde dilediği gibi tasarruf edebileceğini sözleşmeyle veya vasiyetle kararlaştırmışsa, feragat edilen pay tasarruf nisabına eklenir. Bu takdirde mirasbırakanın tasarruf özgürlüğü genişler.

Mirastan Feragat Karşılığı Yapılan Sağlararası Kazandırmaların Tenkisi

Feragat kurumu, yalnızca feragat edenin tenkis açamaması yönüyle değil; bizzat feragat edene sağlığında verilen ivazın diğer saklı paylı mirasçılar tarafından tenkise tabi tutulabilmesi yönüyle de tenkis hukukunun odağındadır.

Mirasbırakan, saklı paylı mirasçılarından birini mirastan feragat ettirmek amacıyla ona sağlığında yüksek değerli taşınmazlar veya yüklü paralar verebilir. Mirasbırakan vefat ettiğinde geriye kalan terekede hiçbir mal kalmamışsa, diğer saklı paylı mirasçılar bu duruma karşı korunur.

Kanun koyucu bu durumu dengelemek adına iki emredici düzenleme getirmiştir:

  1. TMK m. 565/b. 2: Miras haklarının ölümden önce tasfiyesi maksadıyla yapılan kazandırmalar, ölüme bağlı tasarruflar gibi tenkise tabidir. Mirastan feragat karşılığında ödenen ivaz, doğrudan miras haklarının ölümden önce tasfiyesidir. Bu kazandırma ne zaman yapılmış olursa olsun süre sınırı bulunmaksızın tenkis hesabında terekeye eklenir ve saklı payı aştığı ölçüde tenkis edilir.
  2. TMK m. 573: Mirastan feragat eden, feragat sebebiyle mirasbırakandan sağlığında aldığını tenkise tabi olarak geri vermekle yükümlü olabilir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 573/1 hükmüne göre; mirasbırakan tasarruf edebileceği kısmı aşan miktarda mirastan feragat ivazı vermişse, bu ivazın tasarruf edilebilir kısmı aşan bölümü tenkise tabi olur.

Ayrıca mirasın açıldığı tarihte tereke mevcudu borçları karşılamaya yetmiyorsa ve borçlar mirasçılar tarafından da ödenmiyorsa; feragat eden ve mirasçıları, alacaklılara karşı ölümden önceki beş yıl içinde feragat karşılığı almış oldukları kazandırmadan mirasın açılması anındaki zenginleşmeleri oranında sorumlu olurlar (4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 530).

Soru: Babasından yüklü bir bedel alarak resmi senetle mirastan ivazlı feragat eden evlat, babasının ölümü üzerine diğer kardeşlerin saklı payının çok üzerinde mallar aldığını öne sürerek tenkis davası açabilir mi?
Cevap: Kesinlikle açamaz. İvazlı feragat ile mirasçılık sıfatı ve saklı pay hakkı kesin olarak sona ermiştir. Tenkis talep etme hakkı bulunmaz. Bilakis, sağlığında aldığı feragat ivazı diğer kardeşlerin saklı payını zedeliyorsa, kardeşleri ona karşı TMK m. 565/b. 2 ve m. 573 uyarınca tenkis davası açabilir.


Mirastan Yoksunluk Hallerinin Tenkis Davalarına Etkisi

Saklı paylı mirasçılığın iradi işlemler dışında, kanun gereği kendiliğinden ortadan kalktığı durum mirastan yoksunluktur.

TMK m. 578 Hükmündeki Yoksunluk Nedenleri ve Hukuki Mahiyeti

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 578 hükmü mirastan yoksunluk sebeplerini sınırlı olarak saymıştır:

  • Mirasbırakanı kasten ve hukuka aykırı olarak öldüren veya öldürmeye teşebbüs edenler,
  • Mirasbırakanı kasten ve hukuka aykırı olarak sürekli şekilde ölüme bağlı tasarruf yapamayacak duruma getirenler,
  • Mirasbırakanın ölüme bağlı bir tasarruf yapmasını veya böyle bir tasarruftan dönmesini aldatma, zorlama veya korkutma yoluyla sağlayanlar ve engelleyenler,
  • Mirasbırakanın artık yeniden yapamayacağı bir durumda ve zamanda ölüme bağlı bir tasarrufu kasten ve hukuka aykırı olarak ortadan kaldıranlar veya bozanlar.

Yoksunluk, mirasbırakanın bir tasarrufuna gerek olmaksızın doğrudan kanundan doğar. Mirasbırakan yoksun olan mirasçıyı affederse yoksunluk ortadan kalkar (4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 578/son).

Yoksunluğun Saklı Pay Hakkı, Tenkis Davası ve Altsoya Etkisi (TMK m. 579)

Mirastan yoksun kalan kimse saklı paylı mirasçı olsa dahi terekeden hiçbir hak talep edemez. Bu durumun tenkise yansımaları şunlardır:

  • Mirastan yoksun olan kişi saklı payını yitirdiğinden hiçbir tasarrufa karşı tenkis davası açamaz.
  • 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 579/1 gereğince, mirastan yoksunluk yalnız yoksun olanı etkiler.
  • 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 579/2 uyarınca; mirastan yoksun olanın altsoyu, mirasbırakandan önce ölen kimsenin altsoyu gibi mirasçı olur.

Böylece yoksun kalan saklı paylı mirasçının yerine çocukları geçer. Bu çocuklar, kendi adlarına saklı paylı mirasçı sıfatını kazanırlar ve mirasbırakanın saklı paylarını ihlal eden tasarruflarının tenkisini talep etme hakkına sahip olurlar.


Mirasın Reddi Durumunda Saklı Paylılığın Kaybı ve Tenkis Talepleri

Mirasın açılmasından sonra mirasçının kendi iradesiyle mirası reddetmesi, saklı paylılık ve tenkis ilişkisinde farklı sonuçlar doğurur.

Mirasın Gerçek ve Hükmen Reddi Halinde Tenkis Talebinin Akıbeti

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 605 ve devamında düzenlenen mirasın gerçek reddinde, mirasçı ölümden itibaren üç ay içinde sulh mahkemesine sözlü veya yazılı beyanda bulunarak mirası reddeder. Terekenin borca batık olması durumunda ise miras hükmen reddedilmiş sayılır (4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 605/2).

Mirası reddeden saklı paylı mirasçı:

  • Mirasçılık sıfatını geriye etkili olarak mirasın açıldığı tarihten itibaren kaybeder.
  • Mirasçılık sıfatını kaybettiği için mirasbırakanın yaptığı ölüme bağlı tasarruflara veya kazandırmalara karşı tenkis davası açma hakkını da kaybeder. Zira hem mirası reddedip hem de terekeden saklı pay talep etmek hukuken çelişki oluşturur.
  • 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 611/1 uyarınca, yasal mirasçılardan birinin mirası reddetmesi halinde onun payı, miras açıldığı anda kendisi sağ değilmiş gibi hak sahiplerine geçer. Reddedenin altsoyu varsa miras payı altsoya intikal eder ve altsoy saklı payını talep edebilir.

Mirası Reddeden Mirasçının Yaptığı Tasarruflar ve Diğer Mirasçıların Tenkis Hakkı

Mirası reddeden mirasçı tenkis açamaz; ancak kendisine sağlığında miras payına mahsuben kazandırma yapılmışsa bu tasarruflar korunmaz.

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 565/1 uyarınca; mirasbırakanın mirasçılık sıfatını kaybeden yasal mirasçıya miras payına mahsuben yapmış olduğu sağlararası kazandırmalar tenkise tabidir. Mirası reddeden kimse mirasçılık sıfatını kaybeden yasal mirasçı konumuna düştüğünden, sağlığında miras payına mahsuben aldığı mallar diğer saklı paylı mirasçıların saklı payını ihlal ediyorsa, diğer mirasçılar mirası reddeden kişiye karşı tenkis davası açabilirler. Mirası reddetmiş olmak, sağlığında haksız yere alınan kazandırmaların tenkisinden kurtulma imkânı vermez.


Tenkis Hesabında Matematiksel ve Usulî Boyut: Sabit Tenkis Oranı ve Malın Değer Artışı

Tenkis davaları teknik, kapsamlı ve matematiksel bilirkişi hesaplamalarını barındırır. Yargıtay kararlarıyla çerçevesi çizilen bu hesaplama metodolojisi adım adım işletilir.

Terekenin Aktif ve Pasiflerinin Belirlenmesinde Esas Alınacak Tarih

Tenkis hesabının ilk adımı net terekenin tespiti, ikinci adımı ise tasarruf nisabının ve tenkis oranının bulunmasıdır:

  1. Ölüm Tarihi Rayici (Sabit Tenkis Oranının Bulunması): 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 507 gereğince tereke mevcudu, borçlar ve tenkise tabi kazandırmalar mirasbırakanın ölüm tarihindeki rayiç değerleri üzerinden parasallaştırılır. Bu değerler üzerinden mirasbırakanın tasarruf edebileceği kısım ve saklı paylar toplamı bulunur. Saklı pay ihlali varsa, tenkise tabi kazandırmanın toplam değeri ile saklı payı zedeleyen kısım arasında bir oran kurulur. Buna Sabit Tenkis Oranı denir.

  2. Karar Tarihi Rayici (Bedelin Belirlenmesi): Sabit tenkis oranı ölüm tarihindeki değerlere göre belirlendikten sonra, dava konusu malın karar tarihindeki rayiç değeri tespit edilir. Sabit tenkis oranı ile karar tarihindeki değer çarpılarak davacı saklı paylı mirasçıya ödenecek nihai nakdi bedel hesaplanır.

Bölünemeyen Mallarda Tercih Hakkı ve Sabit Tenkis Oranı Uygulaması (TMK m. 564)

Tenkise tabi kazandırma bölünmesi kabil olmayan belirli bir mal olduğunda, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 564 hükmü ve 11.11.1994 tarihli ve 4/4 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uygulama alanı bulur.

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 564 uyarınca:

  • Değerinde azalma meydana gelmeksizin bölünmesi mümkün olmayan bir mal vasiyet edilmiş veya bağışlanmışsa, tasarruf tenkise tabi olduğu takdirde davalı lehtar tercih hakkına sahiptir.
  • Davalı lehtar, dilerse malın mülkiyetini kendisinde tutarak saklı payı zedeleyen tenkis bedelini davacıya nakden öder; dilerse malı tamamen terekeye veya davacıya bırakarak tasarruf edilebilir kısmın parasal karşılığını talep eder.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. **/**, K. **/**, T. 13.12.2023 sayılı ilamında bu prosedürü şöyle özetlemiştir: Taşınmazın sabit tenkis oranında aynen bölünmesi kabil değilse mahkemece davalıya tercih hakkı kullandırılmalı, davalının tercihi doğrultusunda karar tarihindeki rayiç değer üzerinden hesaplanan bedele hükmedilmelidir.


Saklı Paylı Mirasçılığın Kaldırılmasında İspat Yükü, Yargılama Usulü ve Pratik Riskler

Saklı paylı mirasçılığın kaldırıldığı veya sınırlandığı iddialarına dayanan tenkis davaları, gerek ispat hukuku gerekse taraf teşkili bakımından usuli titizlik gerektirir.

Mirasçılıktan Çıkarma Sebeplerinin İspatı ve Taraf Teşkili Zorunluluğu

Mirasbırakanın bir vasiyetname ile saklı paylı mirasçısını mirasçılıktan çıkardığı durumlarda en büyük yanılgı, ispat yükünün çıkarılan mirasçıda olduğunun düşünülmesidir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 512/2 bu hususu tereddüde yer bırakmayacak açıklıkta düzenlemiştir: Çıkarma sebebinin varlığını ispat etmek, çıkarmadan yararlanan mirasçıya veya vasiyet alacaklısına düşer.

Dava sürecinde davalılar; mirasçının mirasbırakana baktığını değil; mirasçının ağır bir suç işlediğini veya ailevi yükümlülüklerini önemli ölçüde ihlal ettiğini somut delillerle, tanık beyanlarıyla, savcılık evraklarıyla veya resmi kayıtlarla kanıtlamak zorundadır. İspat edilemediği anda mahkeme çıkarma tasarrufunu saklı pay oranında etkisiz kılarak tenkise hükmeder.

Taraf teşkilinde yapılan hatalar da davaların uzamasının başlıca sebebidir. Mirasçılıktan çıkarılan kişinin altsoyu varsa, bu altsoy yasa gereği saklı pay sahibi haline geldiğinden (4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 511/3), açılan çıkarma iptali ve tenkis davalarında altsoyun davaya dahil edilmesi zorunludur. Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin **/**Esas sayılı bozma kararında altı çizildiği üzere, altsoyun dahil edilmediği yargılamalar sonucunda verilen kararlar taraf teşkili eksikliği sebebiyle bozulmaktadır.

Saklı Payı Zedeleme Kastının Tespiti ve Mahkemenin Takdir Yetkisi

Sağlararası kazandırmalarda 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 565/4 hükmüne dayanılarak açılan tenkis davalarında, mirasbırakanın saklı pay kurallarını etkisiz kılma kastının varlığı aranır. Kanun koyucu bu kastın ispatı noktasında hakime geniş bir takdir yetkisi vermiştir.

Yargıtay yerleşik içtihatlarında saklı payı zedeleme kastının tespitinde şu somut kıstasları aramaktadır:

  • Mirasbırakanın malvarlığının tamamını veya çok büyük bir kısmını tek bir işlemle devretmiş olması,
  • Taşınmazın intifa hakkını üzerinde bırakıp sadece çıplak mülkiyetini bağışlamış olması (böylece sağlığında kendi konforunu korurken ölümünden sonra saklı paylı mirasçılarına mal bırakmama gayesi gütmesi),
  • Mirasçılar arasında haklı bir sebep olmaksızın ayrım yapılması,
  • Mirasbırakan ile mirasçıları arasında husumet ve kırgınlık bulunması ve mirasbırakanın mirasçılarına mal bırakmak istemediğine dair beyanlarının tanıklarca doğrulanması.

Tenkis davalarında görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesi; yetkili mahkeme ise 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 11 gereğince mirasbırakanın son yerleşim yeri mahkemesidir. Hak düşürücü sürelerin bir ve on yıl olarak belirlenmiş olması karşısında, saklı paylı mirasçılığın kaldırılması veya zedelenmesi iddialarında hak düşürücü süreler dolmadan yargı yoluna başvurulması davanın esası açısından belirleyicidir.


Copyright 2024